Serkan Aydemir

Cumartesi, Nisan 07, 2018

...

Bir varmış bir yokmuş, dolar bir artmış bir artmış, dedeler neneler yaşarken gençler tıngır mıngır acılarla ölüveriyormuş, -mış -miş ne işe yarıyormuş ve evvel zaman içinde bilmem neyin ülkesinde birçok aklını kullanan ama yok edilmeye çalışılan insanlar birikmiş. Zaman geçmiş ve geçtikçe beyinler eritilip bitirilmiş. Tabi bunca zaman köleleşen halklar özgürlüğü demokrasi zannetmiş. Öyle bir demokrasiymiş ki bu, kendilerini beğenmeyenlere yasak ilan edilmiş. Bunu bilen halk o kadar ücra köşelerde düşünmeye başlamış ki bir zaman gelmiş o ücra köşelere gitmeye korktuklarından düşünmeyi unutuvermişler. Sakla zamanı gelir zamanı sakla insanlığı gelir zamanı diye diye o biriken insanlar, bir bir sonsuz kuyulara atılırken birden biri çıkagelmiş. Öyle biriymiş ki bu, herkes onu Kurtarıcı ilan etmiş. Yüceltmiş de yüceltmiş. Ama ne olsun, Kurtarıcı(!) bir gün yaptıklarından sorgulanmaya başlanmış halk tarafından. Bu değerli Kurtarıcı(!) düşünmüş de düşünmüş... Tabi çok da zorlamadan ne de olsa azmış, bitmesini istememiş düşüncelerinin. Sonra birden o ücra köşelerdeki beyinler toplanmaya başlamış bu Kurtarıcı'nın(!) yanında. Yıllardır çektikleri zulüm onlara tak etmiş. O değerli eşitlik, adalet naraları atanlar ki onlar nedense Kurtarıcı'yla(!) birlikte zulmü başkent yapmışlar, bir ülkenin bilmem ne çıngıraklı yanar dönerli bir toplumunun önünde. Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş önüne gelene bu Kurtarıcı(!).

Bir varmış bir yokmuş yine o bilmem neyin ülkesinde. Binlerce saniye yıl şiddet gören halk yine beyinleri eritilip bitirilmiş demokrasi özgürlüğünde. Velhasıl bir yokmuş bir yokmuş zaten insanların gücü elde etmelerinde. Velhasıl insanın aklı toplumsal dayatmanın korkularıyla hep yasak ilan edilmiş aynı insanın destekleriyle. Halk, sürçülisan ettiysek affola diyenleri affetmiş hep o bilinen bilmem neyin ülkesinde. Halk, bir varmış bir varmış ki varlığından utanmış üstinsan ya da altta kalanlar. 


Hep.
Geçmiş olsun.
Onlara.

Serkan Aydemir | Vwtşbaşz Gakj





Vwtşbaşz Gakj
Cumartesi, Nisan 07, 2018

Vwtşbaşz Gakj

Perşembe, Şubat 01, 2018

...

Bana bak! Söyleyeceklerim senin için bir anlam ifade etmeyecekti benim gibi. Ha tabi bir de saatleri ayarlama enstitüsünden mezun oldum zamansız, tıpkı senin gibi. Uzun süredir gözlerim kapalı yürüyorum düşünceleri kapalı toplumlardan uzaklaştıkça. Basitliğin karmaşası karmaşıklığın zorluğundan daha güçlüdür. Derin... İnsan beyni bu nedenle olanı reddeder olmayana yoğunlaşarak. Aklının bir köşesinde dursun, yağmurlar denizlere yağmazdı insanlığın çöplüğe dönüştüğü yerlerde. Etrafına bak, her yerde kendinden aynılık taşıyan farklı bedenler göreceksin. Herkese değerli olduğunu hissettiren soyut bir mantığın hissiz bedenlerini. Herkesin bir müzik anlayışı var, bir tarzı ve tabi ki beğenilme egosunun tatmin edecek teknolojisi. Hanginizde kimsede olmayan bir şeyler var? Hepiniz aynılığın farklılığındasınız farkında olmadan. Ama neye ihtiyacınız olduğunu biliyorum. Bana bak! Hiçlik sizin düşüncelerinizin merkezindeydi benden kaçmak için. Biliyordu, size hiç yaklaşmayacağımı. Çok bilmediğinizi düşünüyorsanız bilgi sahibi olduğunuzu anlayabilirdim ama nedense her şeyi bilenlerin sayısı düşünme gücünün artmasıyla ters orantılıydı. Aynaya her baktığında karşında gördüğün gerçekliğin gibi. Herkes kendini iki boyutlu görür üç boyutlu kaybolmalarında. Bir galaksinin ucundan kendimize baktığımızda düşüşlerimizin anlamsızlığını farket artık. Bu arada fark et ayrı yazılırdı yaşam ve ölüm gibi. Tüm kültürler geçmişin hatalarını yaşatır. Tüm savaşların sebebidir. İnançlar ve tabi ki insan, kültürünü yüceltmenin değeriyle büyür. Çocuklarınıza geleceği değil geçmişin kanlı savaşlarını anlatan bir sistemde barışı kovalamak pili biten bir saattin zamanı durdurduğunu sanmak gibidir. Boşa çaba... 

- Günaydın,
Tekrar uyumak için.
Tıpkı benim gibi.

...

Serkan Aydemir | JYKKAB


2018.
JYKKAB
Perşembe, Şubat 01, 2018

JYKKAB

...

Bir adım geri atmalıydım şimdilerime uyum sağlamak için ya da bir adım ileri. Belki de attığım her adımda adını hatırladığımdan zamanı kaçırıyordum insanlardan ölüm gibi. Adımlarımın bir önemi yoktu kendim için. Dur, daha sana anlatacaklarım vardı dinlemek istemediklerini biriktirirken. Gittikçe küçülürken gözlerinden aramızda mesafeler arttı sözcüklerimizdeki anlamlar kadar. Bu bir ayrılık farkındayım ama daha vardı bir kelebeğin ömrüne kıyasladığımızda. Daha saçlarına dokundukça insanlığı kurtaracaktım. İnsanlığın yok olmasının sebebi buydu. Tüm suç benim ellerimdi, dokunamadığım için her bir teline. Tabi farkındayım, bu biraz zaman alacaktı bir kelebeğin ömründen fazla. İnsanların denizler biriktirmesi gerekiyordu daha da derine batmak için. Bir damla gözyaşın yeterdi boğulmama ama bir okyanus kadar ağlamana rağmen nefes alışlarımda bir değişim yoktu. Hepimizde olduğu gibi çoğu şeyler sadece sözlerimizde kalıyordu. Bir damla gözyaşın dünyayı avuçlarıma sığdırabilir miydi? Dünya ne kadar küçüktü? Kalk ve git dedim önce, kendime. Bulunduğum her yer kararıyordu geceye inat oysaki senle ne çok mavilikler biriktirmiştim  gökkuşaklarımda. Biliyorum artık çok derindim ve bana ne kadar yaklaştıysan o kadar düştün uçurumlarıma. Gitmeni anlıyorum çünkü bana yaklaştıkça uzaklaşıyordun. Yani her bir adımım daha da derinleştiriyordu beni. Her bir adımım bana dokundukça bir son çiziyordum. Tıpkı bir masal gibi ama mutsuz. Tıpkı bir hayat gibi sonsuz beklentileri olan ama sonlu.

...

Serkan Aydemir | Cazfwö


Cazfwö
Perşembe, Şubat 01, 2018

Cazfwö

Cumartesi, Ocak 06, 2018

...

Benim de yağmurlarım vardı denizsiz sahillerimde boşuna yağan. Üzülmeyin, tıpkı sizler gibi yaşamayı ölümle kıyaslıyordum şimdilerimi harcarken bir hiçliğe. Ve birden yağmurlarım durdu, denizlerim su alırken batmaya. Kurtulmak artık zamansızdı söylemlerim gibi. Aniden çıkagelmişti ellerime ellerim. Ne çok korku vardı bakışlarında saklamaya cesaret edemediğimiz. Senden geçip gideli çok olmuştu. Kirlenmiş bir ruhun yollarında bitirmeye çalışıyorum uykularımda kalkıp gitmelerimi. Hiç bekleme dedi o biri diğerine. O biri kimin kime dediğini iyi biliyordu hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına. Önümden hep biraz ömrüm geçiyor artık. Bıktım. Peşlerinden kalkıp gitmeye mecalim yoktu güneşin öğleden sonraki sıcaklıklarında. Şunu söylemem gerekiyordu, ne hayatım varsa yoktu. Sonra çatı katına çıktım şehre küfretmek için sessiz. Beni kimsenin aramadığını duymasınlar diye telefonumu bile sessize almıştım. Günlük ortalama iki üç cümle kurma gayretim rekora koşuyordu. Bilmediğim bir mavilik düşündüm geçen. Kafamı kaldırdığımda gökyüzünde yoktu. Mihrabı çalınmış bir kaos az da olsa bu duruma alındı. Ömrüm bitti, önümden şimdileri kendilerim geçiyordu. Yaşamayı fazla abartıyorduk ölüm saatlerinde. Tıpkı aynaya bakıp kendimle konuştuğum zamanlar gibi kendimize çok yükleniyorduk. Bir boşluk düşün ve içine atla. İşte şimdi ne halde olduğunu anlayacaksın.

...

Serkan Aydemir - Upl Fsjs Mrşrt


Upl Fsjs Mrşrt
Cumartesi, Ocak 06, 2018

Upl Fsjs Mrşrt

Pazartesi, Kasım 20, 2017

...

Yağmurla ıslanan bir yolun senle kesişen sapağında durdum kendimi izliyorum alışkanlık haline gelen gitmelerimi. Güneş ısısını kaybediyordu suskun mevsimini kaçırmış tadımlık sakinliklerimde. Mevsimler değişiyordu beyaza bulanmış çerezliğin gürültüsünde. Birkaç adım kalmıştı zamandan atlamaya. Daha bir garip oluyordu senle gökyüzü. Gözlerinde dolaşmak dünyamı döndürmeye başladı. Saçlarınsa bir orman sanki kokladıkça çoğalıyordu umutlar. Belki bilmezsin yaşamak senle başlıyordu mevsimler ilkbahara döndüğünde. Belki bilmezsin ellerimden kayıp giden intihar vedalarımı. Kabul etmek daha da zordu senle gelen sonbaharlarımı ama ne önemi vardı ki bende kalanlarının sokakta açlıktan üşüyen o kız çocuğuna baktığımda. Popüler bir yaşamda kendi boktan hüzünlerimizden anlam çıkartıyorduk günün en aptal saatlerinde o kız çocuğu açlıktan üşürken. Beş vakit aptalı oynuyorduk elimizi kaldırsaydık yapılanlara karşı durabilecekken hem de. Yani fazla abartıyorduk içimizde kalan aşkları. İzlediğimiz o saçma sapan dizileri, içinde beş para etmez aşk duygu bunalımı barındıran kitapları bırakmak gerçekten zordu artık çünkü her yerde sokakta üşüyen o kız çocukları vardı. Senin bir halta yaramayan beynin bu acı gerçeğini unutmak için o dizleri izleyip o kitapları okuyordu. Yani kitaplarım var demek de aynı halta çıkıyordu. Kültür yozlaşması kültürün kendindendi. Tuvalet kağıdın bitti diye üzülme dünyada senden daha önemli milyonlarca gerçek vardı. Bırak aşklarını aptallıklarını. Sözün kısası bir halta yaradığınız yok tıpkı benim gibi. Sözün kısası bir kız çocuğu da bugün sırf sen aptalı oynadın diye açlıktan öldü. Gözümüz aydın.

Serkan Aydemir | AORAK



AORAK
Pazartesi, Kasım 20, 2017

AORAK